Adana'daki yangın toplum psikolojisini nasıl etkiliyor?
Adana'nın Aladağ ilçesinde bir cemaate ait kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11 öğrenci, 1 eğitmen toplam 12 kişi hayatını yanarak trajik bir biçimde kaybetti, 22 kız öğrenci de yaralandı. Türkiye'yi derinden sarsan, tarifsiz acılar yaşatan ve büyük öfkeye neden olay sonrası toplumun psikolojisini Psikolog Seda Nur Bilici'yle konuştuk. Toplumun üzüntüden öfkeye dönen duyguları, sosyal medyadaki kontrolüz öfkeyi ve toplumdaki değişimi anlattı.

Adana'da kız öğrenci yurdundaki yangın sonrası toplumda büyük bir üzüntü hakim oldu. Yaşananlara hep birlikte çok üzüldük. Ama bu tür olaylar yaşandığında insanlarda genelde şöyle bir psikoloji oluyor; Önce büyük üzüntü taşanıyor sonra duygular öfkeye dönüyor. Bu duygu dönüşümünün nedenlerini irdelediğinizde bir psikolog neler gözlemliyorsunuz? 

Yaşanan bu elim hadise hepimizi derinden etkiledi. Ölenlerin ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dilemek hiçbir anlam ifade etmeyecek biliyorum. Allah sabırlar versin. Kurtulanlarınsa bir an evvel sağlığına kavuşması tek tesellimiz olacak. 11’i çocuk olan 12 kişinin böyle acı bir şekilde hayatını kaybetmesi, duyarsız olarak niteleyebileceğimiz insanların bile tepki vereceği bir hadise.

Olayı yaşayan birinci dereceden mağdurlar doğrudan yaşamlarını tehdit eden, sarsıcı bir olayla karşı karşıyadır. Etrafındakilerin hayatlarını nasıl kaybettiğini yakından görmüş, kendileri de ölümden dönerek büyük bir stres olayıyla yüz yüze gelmiştir. Olayda evladını-yakınını kaybeden bir başka mağdur grubu bulunmakta. Yakın birinin kaybı ya da yaralanması, travmatik bir etkiye sebep olabilmektedir. Bu tarz büyük kayıpların yaşandığı olaylarda pek çok mağdur grubundan söz etmek mümkün. Bu gruplardan bir diğeri ise, olayı izleyen, bir şekilde duyan vatandaşlardan oluşuyor. Her bir mağdur grubunun olaydan etkilenme derecesi farklı olacağı gibi her birinin olaya vereceği tepki de değişiyor.

İnsanların karmaşık duyguları aynı anda hissetmesi mümkündür. Travmatik olaylar karşısında, olayın sebebi başka bir nesneye yüklenip acı ile başa çıkılabiliyor. Bu acı ile başa çıkma mekanizması suçlamayı, suçlama da öfkeyi tetikler. Fakat üzüntünün ve öfkenin gerçekte ne boyutta olduğu da mühimdir. Sosyal medya mecralarında insanların verdiği tepkilerin gerçekte ne seviyede olduğunu anlama ihtimalimiz pek yüksek değil. Verilecek tepkinin takipçiler üzerindeki tesiriyle alakalı kaygılar aslında üzüntünün ve öfkenin gerçekte ne seviyede olduğunu anlamayı zorlaştıran bir etki oluşturabilmekte.

Toplum olarak duygularımızı artık sosyal medya üzerinden paylaşıyoruz. Bu yeni alışkanlığımız bizi nasıl etkiliyor? Neden sosyal medyaya yazma ihtiyacı hissediyoruz ve sosyal medyada yazmak bize nasıl bir tatmin sağlıyor?

Duyguların sözlü ya da sözsüz ifadesi ilk insandan beri var. Fakat sadece ifade etmek yetmiyor. İnsan aynı zamanda sosyal bir varlık. Duygu ve düşüncesini paylaşacağı diğer insanlarla birlikte var olabiliyor. Sosyal medya siteleri ifade etmenin kolay ve güvenli bir yolu gibi görünüyor. Normalde iki cümleyi üst üste kurabilecek imkanı bulamayacakken, sosyal medya ortamında pek çok şeyi söyleme imkanı buluyor. Fark edilme, ait olma ihtiyaçlarının kolay bir yoldan doyurulabilmesi, insanların bu alanlarda daha fazla vakit geçirmesine sebep oluyor.

İnsanoğlunun bilinmezlik karşısında çaresizlik hissettiği ve bilinmezliği en aza indirme çabası biliniyor. Bilinmezliğin bertaraf edilmesi ve stresin azaltılması için de sosyal medyanın önemli bir payı var gibi görünüyor. Sosyal medyanın,doğru ya da yanlış, bilinmeyen bir olay hakkında anında bilginin aktığı bir ortam oluşturması, olayın bilinmezliğini azaltıyor. Yangın vakasında, yangına neyin sebep olduğu ile ilgili açıklamaların istenmesi, insanların fikirlerini beyan etmesi bilinmezliğe karşı bilgi alma ve tehlikeyi tanıma refleksinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. 

Modern zaman acıları konusunda ne düşünüyorsunuz? Zaman ayırdığımız acıların vadesi çok kısa soluklu oluyor. Sizce insani vasıflarımız mı eksiliyor yoksa yeni bir yapıya mı bürünüyor?

Acı çekmenin zamandan ve mekandan bağımsız bir durum olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya üzerinden paylaşılan acı dolu mesajların ardından paylaşılan yemek fotoğraflarının ne anlam ifade edeceği konusuna gelecek olursak, bu durum sosyal medyanın yapısıyla alakalandırılabilir. Yüzlerce veri bir parmakla ulaşacağımız yakınlıkta. Veriler arasında dolaşma hızını da hesaba katacak olursak insan zihninin bu hıza uyum sağlayacak şekilde bilgiyi alması, işlemlemesi ve tepki vermesi hızlı bir süreç şeklinde işler. Yeni bilgiler geldikçe yeni bir işlemleme süreci başlar.

Tepkiler de bu hızdan nasibini alır bir gün içinde karşılaştığımız yüzlerce duruma yüzlerce tepkide bulunuruz. Burada asıl mesele değişim değil değişimin hızıdır. Teknoloji çağında, bu hıza ayak uydurmak da insanların bir çeşit uyum sürecidir. Güçlü duyguların ifade edilmesi için farklı kültürlerde ve farklı çağlarda dikkate değer farklılıklar bulunmakta. Yaşadığımız çağ belli olaylara ve kayıp tepkilerine farklı vurgular, ifade tarzlarına kendine özgü atıflar yapabilmektedir.

“Normal” ve “anormal” olanın birbirlerinden ayrıldığı eşik cinsiyete, etnik kökene, dönemin yaygın anlayışına ve kültürel gruplara göre farklılık gösterebilmektedir. Acı süresinin düştüğü iddiası insanlık vasıflarının azalmasıyla veya değişmesiyle ilişkilendirilemez. Tepki tarzlarının çağın gereklerine uygun bir yapıya bürünmesiyle ilişkilendirilebilir. Yaşanan üzücü olayda insanların bir anda acı tepkisi verip bir anda öfkesini ifade etmesi hızlı verinin sağladığı hızlı bilgi ve bu bilgilere yapılan değerlendirmelerden anında haberdar olmakla ilişkilendirilebilir. 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Savaş Düger 13 ay önce

Toplumu yansıtan bir ayna görevi görmüşsünüz Sayın Seda Nur Bilici.