HAKAN GÖKSEL
HAKAN GÖKSEL
29 Ocak 2018 Pazartesi 11:08
Terörist başı Abdullah Öcalan'ı 40 yıl önce böyle uyarmışlar

Kuzey Irak'ta Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Rûdaw Radyo’ya konuşan Şivan Perwer'in eski eşi Gülistan Perwer, Abdullah Öcalan'la 40 yıl önce yaşadıklarını da yazdı. Kendisi de şarkıcı olan Gülistan Perwer, 40 yıl önce PKK'nın kuruluş sürecinde örgütle yakınlaştığını anlattığı konuşmasında, o dönem ağa olan ve daha sonra Şivan Perwer'in kayınpederi olacak babasının bu duruma karşı çıktığını söyledi.

1977'de Kürtçülük nedeniyle gözaltına alındığını ve ailesinin bu nedenle kendisini köye göndererek olaylardan uzak tuttuğunu anlatan Perwer, babasının Abdullah Öcalan'la diyaloğunu da anlattı. Babasının henüz öğrenci olan Öcalan'a “Git oku vali ol, kaymakam ol. Neden Kürtlerin peşine düşmüşsün" nasihatı verdiğini söyleyen Perwer, Öcalan'ın babasına da karşı çıktığını anlattı.

Öte yandan hatırlanacağı üzere, AKP'nin "açılım sürecinde" Şivan Perver Türkiye'ye çağırılmış ve kürsüye çıkarılmıştı.

Rudaw, röportajın ilgili bölümünü ise şöyle aktardı:

"- Bu durum ne kadar sürdü?

- Yaklaşık 2 veya 3 ay sürdü. Bir gün köyümüze beyaz bir otomobil geldi. Arkadaşlarım Ayşe ve Kezban gelmişlerdi. Onlar 2 ay tutuklu kalmış sonra serbest bırakılmışlardı. Sayın Abdullah Öcalan ve Mustafa Gezgör de onlarla birlikte geldiler. Arkadaşlarım hapisten çıktıktan sonra Saime Aşkın’a benim durumumu anlatmış, 'Babası Gülistan’ı köyde tutuklamış' demişlerdi. Bunun üzerine arkadaşlarım, Öcalan, Gezgör ve yanlarına bizim köyden birini de alıp gelmişlerdi.

- Abdullah Öcalan o dönem Viranşehir’de miydi?

- Öcalan 1977’nin sonunda Urfa’ya gelmişti. Fakat o zaman çok tanınmıyordu. Kendi aramızda ondan bahsetmiştik, 'Abdullah yoldaş' diyorduk ama ben daha önce onu hiç görmemiştim.

Misafirler gelip bizim 'eyvan' dediğimiz avlu bölümüne oturdular. Babam evdeydi. Ona, 'Arkadaşımız Dilovan nerede? Onu almaya gelmişiz' diyorlar. Babam da, 'Dilovan da kim? Bizim evde Dilovan diye biri yok' diyor. O zaman herbirimizin bir kod adı vardı. Bana da Dilovan ismini vermişlerdi.  

- İsimleriniz değiştirilmişti yani?

- Evet, bana Dilovan diyorlardı ama ben bundan aileme bahsetmemiştim. Zaten babam da öyle biri yok diyor.

- Gelenlerle görüşebildin mi?

- Babam sadece kızların beni görmesine müsaade etti. Ayşe ve Kezban geldiler görüştük. Onlarla hasret giderdim, dertleştim. Erkekler avluda oturdu. Babam ve Öcalan kuyu bir tartışmaya başlıyorlar. Babam ona, 'Aklınızı başınıza devşirin. Okuyun adam olun ama yine de Kürtçülüğünüzü yapın' diyor. Sonra nasihat verip, 'Bakın Mele Mustafa Barzani, Şeyh Said Kürdistan’ı kuramadı. Siz kim oluyorsunuz ki Kürdistan’ı kurtaracaksınız? Gücünüz var mı ki devlete karşı duracaksınız? Kürdistan için başkaldıranların hepsini ezdiler. Size de ezecekler. Siz daha yolun başındasınız, gelin bu sevdadan vazgeçin' diyor.

Babam Abdullah Öcalan’a ne okuduğunu soruyor, o da siyasal bilgiler okuduğunu anlatıyor. Babam da, 'Git oku vali ol, kaymakam ol. Neden Kürtlerin peşine düşmüşsün' diye soruyor. O da babama, 'Sen ağasın, tüm köylüleri kendi hizmetin için çalıştırıyorsun, onların emeklerini sömürüyorsun' diyor.

Babam misafirleri yemeğe davet ediyor ama Öcalan, 'Biz Dilovan’ı görmeden yemeğinizi yemeyeceğiz' diyor. Ama babam bu isteği geri çeviriyor. Böylece köyden ayrıldılar. Ama ben köyde de mücadeleme devam ettim, bu defa köylüleri ağalık düzenine karşı örgütlemeye başladım.

- Babanın ağalığına karşı köyü örgütleyip başkaldırıya teşvik ediyordun yani…

- Onlar gittikten sonra çok ağladım. Sayın Öcalan’ı o gün orada görmedim ama yıllar sonra Beyrut’ta karşılaştık ve bana o günü hatırlatarak, 'Hatırlıyor musun peşine takılıp köyünüze kadar geldik ama babam seni bize göstermedi' diye sordu. O gün de öyle bir anı olarak kaldı hayatımda.

Daha sonra köydeki durumlar gittikçe aleyhime gelişti. Ailem artık evlenmem için iyiden iyiye baskı uygulamaya başladı. Özgürlüğümü kısıtlamaya başladılar. O dönemde Şivan ile duygusal bir bağımız vardı ve Almanya’ya gitmeden önce bana bir söz vermişti. Kalkıp ona durumu anlatan bir mektup yazdım.

- Şivan Perwer ne zaman Almanya’ya gitti?

- Şivan konserlerinden dolayı aranıyordu ve 1976 yılında Almanya’ya gitmişti. Biz birbirimizle mektuplaşıyorduk. Telefon yoktu. Almanya’ya gidip gelen işçiler mektuplarımızın kuryeliğini yapıyorlardı. Ailem bir an önce beni evlendirmek ve beni her şeyden uzak turmak istiyordu. Beni isteyene vereceklerini duyurmuşlardı ve istemeye gelenler oluyordu. Ama ben anneme, 'Eğer beni istemediğim birine verirseniz, canıma kıyar, kendimi öldürürüm' diyordum.

- Şivan ile aranızda aşk ilişkisi başlamış mıydı?

- Biz birbirimizi seviyorduk. Zaten bu başlı başına bir hikaye. Şivan yaşça benden 10 yıl büyük. Ben daha annemin karnındayken Şıvan köyde kuzuların çobanıymış. Biz aynı köyün insanlarıyız, akrabayız. Annem Şivan’ı çok severmiş. Gözüpek ve çalışkan bir çocukmuş. Annem sürekli onu çağırıp, daha karnındakinin kız olduğunu bile bilmeden, 'Bak oğul, okula gidip okur ve adam olursan, şu karnımdaki kızı sana yar ederim' dermiş.

Annem anlatırdı; ben doğduğum zaman beni beşiğe koyup avluda sallarmış. Güzel ve alımlı bir bebekmişim. Birgün Şivan gelmiş ve anneme, 'Şimdi sen bu kızı bana mı vereceksin' diye sormuş ve annem de, 'Okuyup büyük bir adam olursan kız senindir' demiş. Şıvan elindeki değneği yere atıp, 'Vallahi okula gidip okuyup büyük adam olacağım' demiş."

Dosya Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.