HAKAN GÖKSEL
HAKAN GÖKSEL
05 Şubat 2018 Pazartesi 11:37
Hindistan'da bir milyon yıllık 'karmaşık' aletler bulundu!

Sarah Kaplan*

DUVAR – İnsanlığın kökeni sorunu geçtiğimiz yıllarda giderek içinden çıkılmaz bir hale geldi: Yeni araştırmalar ‘homo sapiens’in diğer türlerle etkileşimde olduğunu, çiftleştiğini Afrika’dan birden fazla dalga halinde temkinli bir biçimde çıktığını gösterdi.

Araştırmacılar antik çağı J. R. R. Tolkien’in Orta Dünyası ile karşılaştırdı fakat hobitler, cüceler ve elfler yerine bizim gezegenimiz Afrika’da modern insanları, Avrupa’da Neanderthalleri, Asya’da ise Homo erectusları kapsıyordu.

KÖR BALTANIN TAŞ ALETE EVRİMİ…

Şimdilerde eski taş aletlerin hazinesi insanların modern yaşama uzanan dolambaçlı yolunun Hindistan’dan da geçtiğini belirtiyor. Geçtiğimiz çarşamba günü “Nature” dergisinde yayımlanan bir makalede, araştırmacılar güney Hindistan’da bir arkeolojik SİT alanı olan Attirampakkam’da ortaya çıkan binlerce taş aleti tanımladı. Söylenenlere göre aletler yaklaşık bir milyon yıllık bir tarihe sahip ve aynı zamanda büyük ve kör el baltalarının ince bir şekilde yontulmuş taş aletlere evrimini gösteriyorlar. İleri alet yapım kültürünün, 385 bin sene öncesinden -modern insanlığın Hindistan’a ulaştığı düşünülen tarihten çok daha önce- buralarda geliştiği görülüyor.

ALETLERİN YANINDA HİÇBİR KALINTI BULUNAMADI?

Peki bu teknikler Hindistan’a nasıl bu kadar erken ulaştı? Kalıtım Eğitimi için Sharma Merkezi’nin kurucusu ve raporun eş yazarı arkeolog Shanti Pappu’nun söylediğine göre milyon dolarlık soru tam da bu.

Hindistan’daki aletlerin yanında hiçbir kalıntının bulunmaması bu araçların modern insanlar tarafından mı yoksa insanın yakın akrabalarından biri tarafından mı üretildiğini belirlemenin imkansız olduğu anlamına geliyor. Eğer bu araçlar bizim türümüzün üyeleri tarafından üretildiyse bu önemli ölçüde insan evriminin tarihi çizelgesini değiştirebilir. Fakat bu Pappu’nun da kabul ettiği gibi oldukça büyük bir varsayım.

Pappu araştırmanın en azından Hindistan’da gizemli olan insana benzeyen türler ve onların dünyanın dört bir yanındaki akrabaları arasındaki karmaşık ilişkiyi belirttiğini dile getiriyor. Pappu bu dağılımın yalnızca belirli bir zaman diliminde basit doğrusal anlatıların yanlış olduğunu gösterdiğini söylüyor.

Modern insanlar Afrika’da evrimleşti ve muhtemel bir şekilde bizim türümüze ait olduğu bilinen en eski kemikler 300 bin sene önce Moroccon mağarasında bulundu. En son İsrail’de bir mağarada keşfedilen insan fosilleri insanların 194 bin yıl önce farklı kıtalarda bulunduğu anlamına geliyor.

Afrika’yı terk edene kadar, Homo sapiens’ler bir dizi yakın akrabası ile tanışmış olabilir. Paleoantropologlar insana benzeyen ilk türün Afrika’yı 1,7 milyon sene önce terk ettiğine inanıyor. Tabii hâlâ bu göçmenlerin hangi türlere ait olduğu hakkında bir tartışma sürüyor.

İZLERİNİ TAŞLARDAN SÜRÜYORUZ

Ulaşılabilen sınırlı sayıda fosil ile insan evriminin ve göçünün hikayesini yeniden inşa etmeye çalışmak köşe ve kenarlar olmadan yalnızca ortadaki parçaların varlığının bilgisiyle içinden çıkılamaz bir iş haline geliyor. Bilim insanlarının atalarımızın izini arkalarında bıraktıkları taş aletler sayesinde izlemeleri gerekiyor.

ALETLERİ YANLARINDA MI GÖTÜRDÜLER?

Afrika’yı ilk terk eden insana benzeyen tür, her kim ise, yanlarında oval ve armut şeklinde el baltaları taşıdılar. Acheulean teknolojisini kemiği dövmek ve iliği sıyırmak için kullandılar. 1 milyon seneden daha uzun bir geçmişe dayanan Attirampakkam’da bulunan en eski aletler, bu gelenek sayesinde el ustalığı ile yapıldı.

Ancak, 385 bin ila 172 bin yıl önce (iki ucunda artı veya eksi yaklaşık 50 bin yıl) kapsayan bir kaya katmanından çıkan ikinci bir uygulama grubunda, bu ağır el baltaları yerini daha küçük, daha karmaşık aletlere bırakır. Aletlerde bulunan oyuklar mızrak gibi silahların yapımını sağlayan bağlantıları oluşturur.

SOYUT DÜŞÜNME YETİSİ OLMADAN TASARLANAMAZ

Bu tarz bir teknoloji Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’da Neanderthaller ve Homo sapiensler ile ilişkilendirildi. Bu teknolojinin insanlar 100.000 sene önce güney Asya’ya varmadan Hindistan’a ulaşmış olabileceği düşünülmüyor. Levallois olarak bilinen bu tekniğin insanların bilişsel gelişimindeki önemli ilerlemelerle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Çünkü böyle araçlar soyut düşünme ve geleceği planlama yetisi olmadan ustalıkla işlenemez.

George Washington Üniversitesinde paleantropolog olan Alison Brooks, Pappu tarafından tarif edilen küçük aletlerin gerçek Levallois noktaları taşıdığına ikna olmadığını belirtiyor.

“Bu hâlâ kocaman bir kıtada ufak bir nokta” diyen Brooks bu bulguyu bir bağlama yerleştirmek adına daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu dile getiriyor.

(Kaynak: Evrensel/Washington Post’tan çeviren Hazal Göçmen)

Dosya Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.