HAKAN GÖKSEL
HAKAN GÖKSEL
14 Kasım 2017 Salı 13:20
Babalar çocuklarını neden öldürüyor
banner44

BİR GÜN İÇİNDE İKİ CİNAYET

Önce 5 Kasım’da İstanbul Fatih’te, Nezir T., isimli bir baba, 10 yaşındaki oğlunu bıçaklayarak öldürdü. Nezir T. ilk ifadesinde, “Cinnet getirdim, yaptım” dedi. Nezir T., aynı zamanda eşi Neriman T.’yi de arayarak, “Oğlunu öldürdüm, gel al”deyip telefonu kapattı. Polis evde bıçaklanarak öldürülmüş Yiğitcan’ın cansız bedenini buldu.

12 Kasım tarihinde ise bir gün içinde iki baba cinayeti işlendi.

Antalya'nın Aksu ilçesinde, 40 yaşındaki Göksel Akşeker, 3 ve 5 yaşındaki 2 kız çocuğunu tabancayla öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti. Ev sahibinin durumu bildirmesi üzerine polis ekipleri, olay yerine geldi.

Kayseri'de ise, yürüme engelli baba Hasan E., tartıştığı 12 yaşındaki zihinsel engelli oğlunu öldürdü. Hasan E. elleri ve üstü kanlı bir şekilde yakalandı. Gözaltına alınan Hasan E., sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

“BİR ANLIK CİNNET…”

Peki bu cinayetler son zamanlarda neden bu kadar çok arttı ve bu cinayetlerin altında yatan neden ne? Psikiyatrist Dr. Cemal Dindar, konuya dair Odatv’ye açıklamada bulundu.

Dindar, “Kadına yönelik şiddette 'bir anlık cinnet' açıklamaları geçersizdir ve birçoğunda zamana yayılan duygu, düşünce ve davranış sürekliliği vardır. Böylesi yoğunlaşmış yıkıcı duygular hedefine, ayrılan eşe ulaşamadığında ondan bir parça olan çocuğa yönelecektir.”

Dindar’ın konuya dair yaptığı açıklama şu şekilde:

“Yetişkinlerin kendi çocuklarını katletmeleri üzerine psikiyatride en çok sözü edilen neden ağır depresyondur. Temel olarak söylenen şudur: ağır depresyon içindeki kişi dünyayı bir zulüm yeri gibi yaşar ve intihar sürecine çocuklarını da sürükler. Neredeyse şöyle bir çarpıtma vardır: "bu dünya kötü ve çocuklarımı da yanıma alarak bu kötülükten kurtarıyorum."

Sizin sorduğunuz örnekler bu açıklamaya uyar görünmüyor. Daha çok kadına, eşe yönelen yıkıcılığın bir parçası gibi. Özellikle Fatih ve Kayseri'deki olaylarda öyle anlaşılıyor ki, devlet veya aileden, çevreden gelen sosyal destek kadını bir şekilde korumaya alırken çocukları ihmal ediyor. Hatta ebeveyndir, babasıdır, zarar vermez, görmek hakkıdır benzeri önyargılarla çocuk erkeğin dünyasına korumasız emanet ediliyor. 

Oysa öfkeleri duygu boyutunda kalmayıp ayrılan eşe nefret ve kine, dolayısıyla intikam içeren davranış planlarına dönüşen kişiliklerde özellikle dikkatli olunması gerekir. Kadına yönelik şiddette "bir anlık cinnet" açıklamaları geçersizdir ve birçoğunda zamana yayılan duygu, düşünce ve davranış sürekliliği vardır. Böylesi yoğunlaşmış yıkıcı duygular hedefine, ayrılan eşe ulaşamadığında ondan bir parça olan çocuğa yönelecektir. 

Bu çocukların birçoğu anneye yönelen şiddetin tanıklarıdır ve bizim gördüğümüz şu ki, çoğu anneyi kurtarma düşleriyle doludur. Yani kadına yönelik şiddetin yoğun olduğu ailelerde baba-çocuk çatışmaları da bilinçli-bilinçsiz şiddetlenmiştir. Bir evde kadın sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalıyorsa çocukların da maruz kaldığını düşünebiliriz. 

Kadına yönelik şiddeti olağanlaştıran her türlü söylem ve eylem, ev içlerinde kadınla birlikte çocukların da kurbanlaştırılmasına destek olmakta, zalimden yana saf tutmaktadır. Zira oğullarını katleden, kurban eden bu saldırgan babaların çoğu o çocukların gelişim döneminde zaten evde değillerdir ve çocukları anne büyüttüğü için o çocukların yüzlerinde, ruhlarında annelerini görmektedirler. Saldırganlığın güçlü sebeplerinden biri de budur. 

Benim bu toplumda bir ruh sağlığı uzmanı olarak dinlediğim öykülerden söyleyebileceğim en net sonuç şudur: bir evde kadına yönelik şiddet belirlenmişse şiddet uygulayana karşı çocukların da mutlaka güvence altına alınması gereklidir.”

Dosya Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.