15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası yaşananlarla ilgili her gün yeni bir görüntü, itiraf ya da şahit ortaya çıkıyor.

Resmi kurumlar da dahil henüz hasar tespitinin ne olduğunu tam bilmiyoruz.

Bilmiyoruz çünkü belki de etkileri yıllarca sürecek.

Ağır bir travma, benzeri görülmemiş bir ihanet yaşadık.

Sadece toplum olarak değil, toplum içerisinde "inanan insanlar" olarak da ağır yaralar aldık.

Devletin kurumlarının hallaç pamuğu atılıp gibi yeniden inşa edileceği bir sürece giriyoruz.

Yaşananların iyi tarafı devlet içindeki irini, iltihabı söküp atacak. Bu süreçte kurunun yanında yaşın da yanmaması iyimser beklentimiz.

Yaşananların korkulan tarafı ise devlette boşalan makamların liyakatsiz biçimde doldurularak içlerinin boşaltılması ve işlevsiz hale getirilmesi.

Şimdilik açıklamalardan sürecin iyi yönetileceği konusunda ümitvarız ve ümitvar olmalıyız.

Ama gördüğümüz yanlışı düzeltmek de vatandaşlar olarak boynumuzun borcu.

Türkiye'de yeni bir gelecek inşası gerçekleşiyor.

Bunu gerçekleştiren kadrolara destek verdiğimiz kadar, yapıcı eleştirilerle de katkı sağlamamız, üzerimize vazife olmalı.

Zaferi kutlamak elbette hak eden milletin birinci vazifesidir ama bir o kadar da şehit olan memleket evlatlarını ve yakınlarını incitmemek gerekiyor.

Sevincimiz kadar acımız da büyük ve ortak.

Bu yaşananlar karşısında, siyasal iktidar ve devletin kurumları elbette baş sorumludur.

Ama en az onlar kadar "din üzerinden kandırılmaya müsait",  parasıyla, malıyla katkıda bulunan vatandaşlar da bu darbe girişiminden sorumludur.

Devlet kademelerinde her bir ihmalin, zaafın, boş vermişliğin, önemsememenin, darbeye yol vermenin hesabı sorulmalıdır.

Bu hesap sorulurken de adaletten, doğruluktan, hakkaniyetten gerekçesi ne olursa olsun asla taviz verilmemelidir.

Darbeye kahramanca direnerek nice canlarımızı yitirdik.

Ama geleceğimizi yitirmemek için her bir vatandaşa sorumluluk düşüyor.

15 Temmuz Darbe Teşebbüsü hakkında bildiğimiz tek bir gerçek var!

"Darbe Girişimi Görünümlü Terör Saldırısı"nda savaş uçaklarına, tanklara, toplara, silahlara; elinde bayrağıyla, canıyla ve de silahsız mücadele eden halk; ülkenin de devletin de ekonominin de toplumsal hayatın da geleceğini kurtardı.

Net tespitler yapmak için henüz çok erken.

Sadece net olan tek şey Millet, Devletinin Geleceğini kurtarmıştır.

O gece tankların indiği meydanlarda sabahlara kadar nöbet tutan sıradan bir vatandaş ve gazeteci olarak tek söylenebilecek şey var!

O da “Allah bir daha bu millete böyle bir facia yaşatmasın

hakangoksel@dosyahaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.