Selamlar!

ABD'de seçim geçildi, malumumuz. :)

Hani 'Zeitgeist' denen, yani içinde yaşadığımız 'zamanın ruhu' var ya. ABD'nin bundan ayrı, onu ABD'den ayrı düşünmek mümkün mü? Gündem böyleyken zamanın ruhu içinden gri renkli bulutları aralayıp mutfağın renkli ruhuna bir geçiş yapalım ve sınırların piksel piksel dağıldığı global yaşam ve yemek kültüründeki Amerikan etkisi üzerine birkaç satır sesli düşünelim. 

İlk akla gelen 'Fast Food' ve büyük restoran zincirleri elbette. Bir yandan onların 'marka' yanları diğer yanda da sundukları 'kolay' yiyecek ve içecekler. 'Comfort food' olarak adlandırılan yani hemen herkesin sevebileceği türden ürünler, yeme içme alışkanlıklarımızda senelerden beri yer alıyor. Bu noktada asıl ilgi odağının Amerikan mutfağı değil de yemek kültüründeki Amerikan etkisinin olduğunu söylemek gerek. İşin içinde 'her damak tadına uymak' var, hemen her köşe başında erişebilmek var, makul fiyatlara doymak ve keyif almak var. İşi bir kelimede demlemek gerekseydi muhtemelen anahtar kelime 'kolay' olurdu. Beğenide kolay, alımda kolay, erişimde kolay. Peki bu kadar 'kolay' olabilmek gerçekten o kadar kolay mıdır? 
Time dergisinin 100 önemli insan listesinde yer almış ve yakın geçmişte 5 kez restoranı dünyanın en iyisi olarak seçilmiş olan İspanyol şef Ferran Adria, 'dünyanın en iyi şefleri olarak bir araya gelsek, böylesine lezzetli bir burger'i bu düzeydeki bir fiyata yapamayız muhtemelen' demiş bir seferinde.

İşin aslı bu 'kolay' olma özelliğinin arkasında dev bir endüstrileşme yatıyor. Çıkış noktası bu topraklardan binlerce kilometre uzaklıkta olan bir markanın ürününü tüketirken elbette hepimiz biliyoruz ki yediğimiz burger veya pizza en iyisi değil yahut içtiğimiz kahve en kalitelisi değil. Ancak itiraf etmek gerekir ki, alışkanlık yaratmayı başarabilmiş olmak gibi yadsınamaz bir özellikleri söz konusu. Endüstri ve tüketim anlamındaki bu 'başarı' tek boyutlu da değil. 

ABD, belki mutfak olarak Anadolu, Fransız yahut Çin Mutfağı gibi çok boyutlu ve kökleri eskilere uzanan 'coğrafya' mutfakları niteliğinde olmasa da modern mutfak anlayışı ve yeme içme kültürünün endüstrileşmesi anlamında çok ileride. Yeme içme eğilimlerine global boyutta etki ediyor, yön veriyor. Gastronomi eğitiminde de dünyanın en iyi okullarına sahipler ve literatürü besleme konusunda oldukça üretkenler.

2016 restoran yeme içme trendlerinde ABD'de en çok üzerinde durulan konu 'sağlıklı yemek' ve yerel malzeme kullanımıydı örneğin. Yapılan bu vurgular bu dev endüstri içerisinde var olan işletmelere etki etti, yön verdi. Sağlıklılık konusunda cevabın herkes tarafından açık olduğu Fast Food'un anavatanının da ABD olduğu, hatta bazı dev fast food zincirlerinin yeni trendlere uygun sağlıklı yemeği ön plana çıkaran markalara yatırım yaptıkları düşünülünce mesele hepten ketçaba dönüşüyor.

Buna ister yeni arayışlar ve ihtiyaçlar doğurmak zorunluluğu olan moda, ister sağduyulu yaklaşım anlamında karmaşa, ister kurnazca kurgulanan yeni tüketim yolları deyin -ki muhtemelen hepsi de doğru olurdu- şu bir gerçek ki ABD'de pişenlerin kokusu bir şekilde tüm dünyaya sirayet ediyor. Tüm bu olan bitene bir evrilme biçimi gözüyle bakacak olursak nereye gideceğini kestirmek çok kolay değil. Ancak durmayacağı ve yenilikler doğuracağı kesin. ABD'nin ise bu anlamda büyük bir aktör olduğu ve üretken biçimde kafa yorduğu da.

(Gastronomi trendleri demişken, bakalım 2017 için hangi konulardan bahsediliyor olacak? Adet yerini bulsun, yeni seneye dair tevatürleri mevcut senenin sonuna doğru yapalım ;) )

Yeni haftada neler var bir de onlara bakalım:

- Sizlerden gelen 'Haftaya hafif yemeklerle başlasak olmaz mı? Kendimizi hafta sonunun suçluluk hissinden uzaklaştıracak yemekler olsun!' çağrısına kulağımızı kapayamazdık :) Bu nedenle şöyle bol çeşitli sebze içeren, fırında pişecek ve çok da lezzetli bir türlü koyduk Pazartesi menüsüne. Yanında ise her türlünün yanında olmazsa olmaz pilavı pirinçten değil de bulgurdan yapalım, ama şöyle pirinci de aratmasın hatta geride bıraksın istedik: Kaymaklı meyhane pilavı hazırladık. Bol domatesli. Hafif firik bulguru ile inceden bir is tadı verecek damağınıza. Naneli karamelize elmalı salata ile de son lokmada damağınız tazelenecek.

- Salı günü maydonoz, limon / portakal kabuğu,  hafif sarımsak ve zeytinyağı ile hazırlanan Gremolata soslu tavuk pirzolamız olacak. Gremolata kümes kuşlarına çok yakışan lezzetli bir İtalyan sosu. Yanında ise brokolili mini kumpirlerimiz olacak. Mevsim salatasına portakal suyu, zeytinyağı, limon, hafif sirke, hardal ve çok inceden bal kullanarak hazırladığımız vinegretimiz eşlik ederek menüdeki tazelik etkisini üstlenecek.

- Hafta ortası köfte var, Girit'ten. Havalar hepten soğuyacakmış. Biz de iç ısıtan tarçın lezzetini ince ince içinde taşıyan Girit usulü bir köfte hazırlayacağız size. Yanına da uzun zamandır yapmadığımız bir köfte yardımcı oyuncusunu seçtik: piyaz. Ama Antalya usulü, tahinli olandan.

- Perşembe günü balık yapıyoruz yine. Palamuta veda ediyoruz demiştik ama süpriz yaptı :) Denizbörülcesi ile harika bir fırında palamut hazırlayacağız size. Yanında ise mükemmel bir yemek yer alıyor. Tokat'ın bat yemeği. Bat piyazı dedik ama aslında bir çeşit pilav da denebilir. İçinde sağlıklı ve lezzetli tahıllar, bolca yeşillik ve sebze var. Bir özel şey daha olacak sizler için: salata için hazırlayacağımız pestil vinegret. Türk mutfağının en güzel atıştırmalıklarından birisi de pestil. Erik pestilinin yazı taşıyan ekşisini vinegret yapıp salatanıza taşıyacağız biz de. 

- Haftayı yine veggie bitiriyoruz. Zencefilli havuç çorbası hem çok lezzetli hem de şifa mı şifa bir çorba. Baş rolde ise sahneye vejetaryen burger çıkacak ve yanında çıtır soğanlar ve sote istiridye mantarı olacak. Salata olarak ise ev yapımı coleslaw var. Burger'e en çok yakışan salata. Lahananın da tam mevsimiyken hele. Burger, coleslaw nereden esti derseniz: müracaat Donald Amca ;) 

İyi haftalar!    





Selçuk AVAN

Rolla Restaurant
Chef & CoFounder
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.