Genellikle ekim ayının son haftasında kendisini gösteren pastırma sıcaklarında gündüz saatleri güneşli ve ılık geçer. Bir hafta süren bu yalancı yaz, yerini bir zemheriye bırakır.

Dünkü Beşiktaş’ta bize pastırma yazını yaşattı diye tahmin ediyorum.  Defans bloğu neredeyse hatasızdı. Gökhan Gönül sağ kanadı adete nakış gibi işlerken Q7’ye sen asist yap presle yorulma mesajı veriyordu. Solda Adriano bildiğimiz standardını korurken orta ikili Vida ve Roco uyum yakalamaya başladıklarının sinyalini verdiler.

4 – 1 – 3 – 2 sistemi ile sahaya çıkan Beşiktaş özellikle ilk yarıda bizlere iki yıl öncesinin Beşiktaş’ından kesitler sundu. Atiba yine bildiğimiz gibi defansif orta sahanın vazgeçilmezini oynarken, Ozzie ise isteğiyle silkinmişe benziyordu. Ancak hem oyun esnasında yuhalanması hem de ona destek veren taraftarın yuhalanması olmadı.

Oyuncu bizim oyuncumuz onu itibarsızlaştırmak en çok takıma zarar verir. Taraftarın bunu anlaması lazım! Öte yandan sağ ve sol kanatta yer alan Q7 ve Gökhan Töre maç boyu Rize defansının açığını aradılar.

Golün erken ve Mustafa Pektemek’in ayağından gelmesi takımın heyecan ve isteği hakkında ciddi ipuçları verdi. Mustafa’ya helal olsun demek lazım, sanki hiç kesilmemiş, hiç istenmeyen adam ilan edilmemişte basit bir sakatlıktan çıkmış ve tekrar formasına kavuşmuş gibi canla başla oynadı. Üstelik bu sefer sakarlık yapmadan yani sakatlanmadan tamamladı maçı.

İlk yarı oyun Beşiktaş’ın istediği gibi geçerken ikinci yarıda 10 kişi kalan rakip nasıl hafife alınır isimli filmi izledik. Sakın skor aldatmasın ikinci yarıda Beşiktaş sahada yoktu. Kazanılan penaltıyı Q7’ye kullandırma fantezisi, neredeyse takımın en az 2 puan bırakmasına neden oluyordu.

Öncelikle şunu anlamak lazım; penaltı atışı gol atamayan, performansı düşük olan futbolcunun (takımın yıldızının) kendini taraftara affettireceği bir atış değildir.

Takımın nasıl ki korner kullananı, serbest atış kullananı belliyse penaltıcısı da belli olmalıdır. Hatta ilk, ikinci ve üçüncü penaltıcılar belirlenmelidir. Bunu 40 yıllık hocaya yazmak zoruma gitse de hatırlatma gereği görüyorum.

Maçın hakemi için de bir iki laf etmek isterim. Kırmızı kartta, sonradan verdiğin penaltıda ne kadar haklıysan Rize’nin golünü iptal etmeyerek o derece hata yaptın kardeş. Böyle bir golü muz cumhuriyetinde bile veremezsin.

Verirsen düdüğünü elinden alırlar adamın. Ayrıca futbolcu psikolojisinden anlamak gerekmez mi? Penaltı kararın ne kadar doğru olsa da maçı kaybettiğini, pozisyonun bir kırılma anı olduğunu düşünen bir futbolcu sana tepki gösteriyor. Etrafında başkaca bir futbolcu yok, pozisyonu kimse takip etmiyor.

İtmemiş, bağırmamış, eliyle yukarıda Allah var minvalinde bir işaret yapmış, hop kırmızı kartı veriyorsun. Üstelik itirazdan üst üste iki sarıdan. Tamam topçu suçlu ama sen de halden anla biraz be kardeşim.

Hiç mi trafikte kızıp söylenmedin. Hiç mi polise itiraz etmedin. Düşünsenize polise her hezeyanda bulunan sürücü ya da vatandaş polise mukavemetten hapse girse ülkenin ne durumda olurdu.

Sanıyorum dışarıda kimse kalmazdı. Tamam, elinde böyle bir yetki var. Ve eğer itibarını zedeleyecek bir davranış olduğunu seziyorsan kullan bu hakkını ama olur olmaz yer yerde şak diye kırmızı akıl alır gibi değil doğrusu.

Bir tebrik de Karius’a göndermek lazım! Tamam pozisyon faul ama güzel kardeşim kalende maç boyu neredeyse hiç pozisyon yokken yine gol yemeyi başardın.  Gerçekten akıl alır gibi değilsin.

Köşe vuruşunda 6 pas içine gelen topa bir çık, yumrukla ya da tutmaya çalış. Sen kalende sabit durup,  bakalım ne olacak diye beklersen ağlardan alırsın topu. Bir de Alman milli takımının ilk kalecisi olacağım diye hedef koyuyorsun kendine. Zor hatta çok zor bu hantallıkla.

Ben maçın tamamına baktıktan sonra bu Beşiktaş’ın tıpkı pastırma yazı gibi bir haftalık olduğunu gelecek hafta Başakşehir’e karşı yerini zemheriye bırakacağını düşünenlerdenim. Bekleyip görmek lazım ama görünen köy kılavuz istemez derler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.