Issız adam filmini izlemeyenimiz kaldı mı bilmiyorum kaldıysa da izleyenlerden yeterince bilgi almıştır diye tahmin ediyorum. Filmde çok önemli psikolojik bir rahatsızlığın altı çizilirken ne yazık ki bu durum ülkemizdeki çoğu erkek tarafından yanlış anlaşılıp bir hayli özenle ve ısrarla benimsendi.  2008 yılından itibaren filmden çıkan erkeklerin çoğu filmdeki Alper karakterine dönüştü, ellerinde hepimiz Alper’iz pankartlarıyla havalı havalı dolaştılar sokaklarda. Yeni bir kişilik tipi aramızda büyüdü de büyüdü kızlarımız da pek bir hazırmış Ada olmaya ki bu çakma ıssız adamları uzun süre baş tacı edip desteklediler. Ama tabi bu durum erkekler tarafından fazlaca abartılıp sevimsiz hale gelince kızlarımızın da tahammülleri kalmadı.

 Nasıl da hoşumuza gitti bu ıssız adam maskesi altına gizlenmiş çapkın erkeğin kendine anlam bulma oyunu. “ Canım ya sorun sende değil; bende,ben bağlanamıyorum, sıkılıyorum.” Orada erkek karakterimiz diyor ki aslında:” Ben ıssız adam olmaya özendim. Bu karakter bana havalı geliyor.”

  Kabul ediyorum psikolojide bağlanma sorunu diye bir olay var, kızı erkeği de yok bunun ama hepiniz  bağlanma problemi yaşamak için Issız Adam filmini mi beklediniz? Önceden nerede sakladınız bu korkunuzu? Sevdiğiniz kızı gece gündüz ararken, görmek için can atarken, onun için ölüp biterken nerdeydi o korku?  Araştırırsanız fark edeceksiniz ki pek de havalı bir içeriği yok bu ıssız adam triplerinin. Tam tersi  sağlıksız bir psikolojik  durum olarak tanımlanıyor.

 Bağlanma olgusu ilk olarak İngiliz psikiyatrist john Bowlby tarafından ortaya atıldı. 6 ay ile 2 yaş arasındaki dönemde bebekler öz bakımlarıyla yakından  ilgilenen yetişkine bağlanıyor ve bu bağlanmanın şekli ilerisi için ilişkilerde yol gösterici oluyor.  Bağlanma şekli sağlıklı değilse ileride kuracağımız ilişkilerde de bunu yansıtıyoruz.

 Bebeklik dönemindeki bağlanma 4 başlık altında toplanıyor:

1)Güvenli bağlanma

2)saplantılı/kaygılı bağlanma

 3) kayıtsız /kaçıngan bağlanma

4) korkulu/kaçıngan bağlanma

 Bunları tek tek açıklayarak yazıya psikolojik bir derinlik katma çabasında değilim ama özellikle ıssız adamlarımıza bu bağlanma çeşitlerini incelemeleri gerek diye düşünüyorum. Issız adamı daha yakından tanımak onu içselleştirmek için caydırıcı bir yol olabilir.

Maskeler, roller, oyunlar… ilişkileri karmaşık hale getiren birtakım işler. Daha mı mutlu oluyoruz bu yapay haller içinde? Sanmıyorum…

Bıraksak mı ki rolleri? Gerçek olmayı denesek bu nasıl olurdu? “Issız Adam” olmak yerine “eşsiz adam” olmayı seçsek neler değişir?  Triplerle yormak yerine sevgimizle dinlendirsek?...

- Bağlanamıyorum

- Yoğunum arayamıyorum

- Mesajına cevap yazacak kadar müsait olamıyorum vb.

 Bir gün bakmışsın ki gerçeğin senden çok uzaklarda ve sen elinde triplerin kalmışsın bir başına. Hadi toparlan  sevgili ıssız adam, film biteli çok oluyor, al ceketini gerçeğe yürü, unutma;

 HAYAT KISA KIZLAR UÇUYOR!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bir arkadaş 2018-02-06 14:03:15

tabi ki ıssız adam filminden önce de ıssız adamlar vardı. vardı ki bunu beyaz perdeye uyarladılar. ıssız adamlar hep vardı. yarın da olacak... yaşasın ıssız adamlar...

Avatar
Leyla Fidanay 2018-02-07 00:11:45

harika olmuş yüreğine sağlık arkadaşım.