Ruh halinizin en iyi olduğu zamanda günlerinizin nasıl geçtiğini gözünüzün önüne getirin. Enerji dolu, motivasyon tavanda, huzurlu, coşkulu... Böyle bir duygu ve durum karışımı kaçınılmaz olarak iş performansına da yansır. Bu durumda kişilerin zihinsel beceri ve yetkinlikleri çok daha aktif hale gelir, zaman yönetimi kolaylaşır, analitik ve yaratıcı düşünce gücü artar.

Elbette ki hayat boyu böyle bir durum içinde olamayacağımızı hepimiz biliyoruz. Ancak genel eğilim açık ara “daha iyi hissetmek varken çoğumuz bunu bilinçsiz olarak yapamıyoruz” yönünde.  Güzel haber; bunlar çaresiz değil, öğretilebilir, dönüştürülebilir durumlardır. Kurumlar da artık bunu keşfetti ve bu yüzden çalışanların mutluluğuna yatırım yapıyorlar.

İşte bunu çarpıcı istatistiklerle ortaya koyan bir araştırma:  

Şirketlerin %78’i Çalışanların Bütünsel Sağlığını (Wellness) Kritik İş Stratejilerinin Bir Parçası Olarak Görüyor

Çalışanların bütünsel sağlık/mutlulukları ve bağlılık programlarının kurum kültürüne entegre edilmesi konusu belirsizliğini korusa da işverenler başarıya ulaşmada bu stratejileri önceliklendirmeye devam ediyor. 600’den fazla İK ve ilgili üst düzey yöneticilerin katıldığı yeni yapılan bir araştırmada (State of Industry: Employee Wellbeing, Culture and Engagement) pozitif çalışanların tecrübelerinin üç ana özelliği ortaya çıkmıştır: bütünsel sağlık/mutluluk, kültür ve bağlılık. Bu analizde kurumlar bu alanlara yapılan yatırımların iş performansı üzerindeki ölçülebilir etkinlerini görebiliyorlar.

Çalışanların Mutluluğu

  • Kurumların %78’I çalışanların mutluluğunu iş stratejilerinin çok önemli bir bileşeni olarak görüyor
  • Stratejik olarak bütünsel sağlık programlarını uygulayan işyerlerinin %74’ü çalışan memnuniyetinde,, %65’i de kurum kültüründe gelişme görüyor.

Araştırmada sözü edilmese de çalışanların genel sağlık ve mutlulukları konuları hem çalışanlara hem de işverenlere çok önemli faydalar sağladığı bir gerçek. Bu faydaları çalışanlarına sunan ve sayıları hızla artan kurumlar; hem işe alım, hem de çalışanların sadakati için bu tür uygulamaların yokluğunu stratejik dezavantaj olarak görüyor.

Kültür

  • Kurumların %95’i iş hedeflerine ulaşmada kurum kültürünün çok önemli olduğu görüşünde
  • Kurumların %80’i bir sonraki yılda kurum kültürünü geliştirmeyi planlıyor

Bu istatistikler sürpriz değil. Ancak çalışanlar kendi kültürlerini ifade etmede ve hayata geçirmede zorlanıyor. Farklı kültürlerden çalışanları kapsayan gruplar bu anlamda kurumsal kültürü bütüne yaymakta zorlanıyorlar.

Bağlılık

  • Çalışanların bağlılığına yapılan yatırımların iş sonuçlarına geri dönüşü: %56 çalışan memnuniyetinde artış, %40 kurum kültürünü geliştirme ve %14 kârlılıkta artış olarak saptanmış.
  • Katılımcıların %88’inin en önemli öncelik olarak kabul etmesiyle çalışanların bağlılığı kurumların kilit odağı olarak kalıyor.

Bağlı işgücünden kaynaklanan değer geniş ölçüde kabul görüyor, ancak kurum kültürüne benzer şekiklde çalışanlar bu alanlarda zorlanıyor. Bağlı bir çalışan “işini tamamen özümsemiş ve motivasyonu yüksek olduğu için kurum itibarı ve çıkarları yönünde pozitif aksiyonlar alan” olarak tanımlanıyor.

Çalışanların mutluluğu ve bağlılığı sıkça beraber anılıyor çünkü kendini daha iyi hisseden ve çalıştığı kurumun kendi mutluluklarına gerçekten önem verdiğini bilen çalışanlar kurum vizyonunu ileri taşımak için çok daha hevesli. Kurumların ve işverenlerın bağlılığı arttırmak, çalışanların mutluluğu gibi programları bünyesine alması karşılaştıkları zorlukları aşmak için gereksinim haline geliyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.