Öncelikle “kur savaşı nedir?” onu anlatalım yeniden. 2011 den bu yana dünyanın güçlü para birimleri arasında ekonomi alanında ve kriz anında kendi ekonomilerini uzun vadede korumaya yönelik hareketleri içeren ve ülkelerin kendi para birimlerinin değeri ile oynayarak kayıp vermesini sağlamaları ile ortaya çıkan, sert fiyat hareketlerini içerdiği için savaş tabirini alan ekonomi politikalarını içeren yapılanmadır. 

2011 den bu yana kur savaşı ilk ABD ve Japonya ile başlamış, İsviçre ile devam etmiş, sonrasında tüm küresel ekonomileri içine katarak büyümüştür. Burada ki ana amaç para birimini serbest piyasa da gerekirse manipülasyon kullanarak devalüe etmek ve otomatikman hiç faizlere bile karışmadan orta ve uzun vadede ekonomide canlılık kazandırmaktır. 

Günümüze dönersek iç piyasa karışmış durumda. Bir kısım
kriz derken diğer kısım bırakın doları yolunu bulur demekte. Sizlerle daha önce 3,3000/ 3,3500 aralığının üzeri manipülasyon olacaktır demiştik. Şimdi görüyoruz ki eşi benzeri olmayan bir hızla yükselişe devam etmesi dediğimizi haklı çıkarmakta. 

Sorunun yükselmesinde olmadığını, sadece yükseliş hızında sorun olduğunu yeniden belirtelim. Bilhassa faizlerde indirim beklentisi, FED kanadında artış beklentisi ve ülkemizin gerek iç gerekse dış sorunlarında büyük bir olayın patlak vereceğini düşünen yabancı yatırımın kaçma girişimleri etkili görüntüde. 
Son iki haftadır takipte kaldığımız Çin para biriminde yaşanan değer kaybının da TRY fiyatlarında etkili olduğunu söyleyebiliriz. 

Böyle bir kayıp hızı akla “Kur savaşlarına mı girdik?” sorusunu akla getirmiyor değil. 

Şimdi bir bakarsak, 15 Temmuz sonrası ekonomide dengelerde bilhassa Avrupa ve ABD yatırımlarında aksamaların yaşanacağı, sonrasında Trump ın yeni başkan seçilmesi üzerine yapılan kurgular ile ülkemizin son dönem AB grubundan Gelişmekte olan piyasalar gruplarının dahil olduğu Şangay beşlisi ve BRİCS bölgesine doğru bakış açısı değişimleri ekonomimizde yavaşlama beklentilerini arttırmakta. 

Fakat önlem amaçlı olarak paramızın Kur savaşlarına dahil olarak değer kaybına ulaşması ile yeniden otomatik olarak orta ve uzun vadede yeniden canlanma yönünde hamle olabilir düşüncesini aklımızda tutmamız gerekir. Yani yaşanan fiyatlanmanın eğer böyle bir politikaya geçmiş isek normal olabileceğini düşünmeliyiz. 

USDTRY de ne bekleyeceğiz? 

Dolar kurunda önümüzdeki hafta yeni bir yükseliş yaşanması halinde -ki FOMC tutanakları var ve faiz artışı hakkında notlar var mı bakacağız- şuan maxium noktasının 3,4700 olabileceğine dair görüşler var. Bununla birlikte 3,3500 seviyesi aşağıda en önemli alanlardan biri. Bu seviyenin aşağısına hareket piyasalara nefes aldırabilir ve 3,2200 hamlesi için bir başlangıç olabileceğini söyleyebiliriz. 
Geçtiğimiz hafta sonuna doğru gelen açıklamalarda TRY üzerinde ki baskının hafiflemesi gerekmekte iken hükümet kanadından konu hakkında yeni açıklamalarda piyasayı sakinleştirme çabası öne çıkabilir. Bu bakımdan nefes alma molası yaşanabilir. 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.