Bu aralar kiminle konuşsam gergin bir o kadar da tedirgin.

Türkiye’de yaşananlar söz konusu olduğunda kimselerin olan bitene dair net bir fikri yok.

Çünkü yaşananlar şeffaf değil ve kamuoyu yeterince bilgilendirilmiyor.

Kamuoyunu bilgilendirmesi gereken merciler de bu konuda en ufak bir rahatsızlık hissetmiyor.

Durum böyle olunca bilgi sahibi olmayan kamuoyunun olan biten karşısında bir tavır takınması mümkün olmuyor.

Çünkü insanların, demokrasi, vicdan, hukuk, adalet gibi kavramları kendilerine rehber ederek bir kanıya varma girişimleri, otorite nezdinde ya vatanseverlilk ya da ihanet terazisine tabi tutuluyor.

Durum böyle olunca otokontrol mekanizması hemen her konuda devreye giriyor.

Millet merak içerisinde olmasına rağmen devlete sürekli bir gizem hâkim.

Bu kadar belirsizlik, tedirginlik karşısında korku ve endişenin varlığı kaçınılmaz oluyor.

Tek taraflı bilgi akışını da enformasyon olarak nitelemek doğru değil.

Kamuoyunu bilgilendirmekten çok propaganda yapılıyor.

Sonra da “tarafını seç” deniliyor.

Doğruları sadece otoritenin bildiği bir ülkede, insanların fikir sahibi olması mümkün değildir.

İnsanlar ancak izin verildiği kadar düşünülebilir, örgütlenebilir ve konuşabilir.

Bir söyleşide kitabını anlatan Hüsnü Arkan şöyle demişti:

“Herkesin çekip gitmek istediği yer vatan değildir. Bütün bu mutsuzluk üzerine düşünmemiz gerekiyor. Bu mutsuzluğu her gün yeniden üreten dinamiklere tepki göstermemiz gerekiyor.”

Sürekli toplumda gerilim ve huzursuzluk yaratarak, diken üzerinde bir toplum inşa edilip, çözüm yolu olarak yeni bir sistemin sunulması karşılığını bulmayacaktır.

Siyasetin de iletişimin de temelinde “ikna” vardır.

Demokrasi, güçlünün hukukunun güçsüze zorla kabul ettirilmesi değildir.

Demokrasi, güçsüzün de hakkının, güçlü kadar savunabilmesidir.

Yasalar karşısında her vatandaş eşittir.

Türkiye herkesin bir arada yaşayacağı kadar geniş, kimsenin bölemeyeceği kadar bütündür.

Siyasal partiler ülkenin kaderinde değil siyasetinde söz sahibidir.

Meclisin içinde de dışında da hiçbir parti hukukun ve yasaların üstende değildir.

Hiçbir uluslararası kuruluş, birlik ya da devletler topluluğu ülke üzerinde söz sahip değildir.

Hiçbir zorbalık, tehdit ve terör meşruiyet kaynağı değildir.

Bir çözüm olacaksa o çözüm herkesin içine sinecek, birliğine, bütünlüğüne ve ülkenin geleceğine zarar vermeyecek; hiçbir zorbaya, zorbalığa, silahlı güce boyun eğmeyecek, hiçbir zümrenin, cemaatin veya etnik grubun çıkarlarına hizmet etmediği gibi, hiçbir çoğunluğun da emrine amade olmaycak bir çözüm olmalıdır.  

Biraz nefes almaya hem de derin nefes almaya hepimizin ihtiyacı var.

Paranoyalar yaşıyoruz, biraz rahatlamaya ihtiyacımız var.  

Dinlemeye, anlamaya, anlaşılmaya ihtiyacımız var. 

Bilgi sahibi olmaya hakkımız var.

Liyakatle temsil edilip edilmediğimizi öğrenmeye hakkımız var.

Bu ülkede neler olup bitiyor, görünenin ötesinde ne var, anlatılanların ne kadarı doğru, bilmeye hakkımız var! 

Darbeler yaşıyoruz, sınırımızın hemen ötesinde savaş koşulları var, şehirlerimizde bombalar patlıyor ölüyoruz.

Gerginiz, korkuyoruz, gelecekten endişe ediyoruz. 

Eğer çözüm gelecekse fedakarlığa hazırız, ama her şeyden önce gerçekten bilgi sahibi olmak istiyoruz. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.