Afrika kıtasında ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 86’sı Atlas Okyanusu’nun güneyi Gine Körfezi'nde yer alıyor. Rusya'ya gaz bağımlısı AB'nin gözü bu kaynaklarda Çin'in tedarik sahası, ABD'nin göz koyduğu bölgeyi Türkiye henüz yeni keşfediyor. Dr. Hakan Arıdemir yazdı:Gine Körfezi'nin yeni aktörü Türkiye..

Atlas Okyanusu’nun güneybatısında kalan girintisi Gine Körfezi olarak adlandırılmaktadır. Gine Körfezi yaklaşık 600 kilometre karelik bir alanı kaplamaktadır ve bölge çok zengin
doğal kaynaklara sahiptir.

Körfez, Kuzeybatı Afrika’dan başlayarak; Senegal, Gambia, Gine Bissau, Gine Conakry, Sierra Leone, Liberya, Fildişi Sahilleri, Gana, Togo, Benin, Nijerya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Sao tome ve Principe, Gabon, Kongo, Demokratik Kongo ve Angola ülkelerinden oluşmaktadır.

Gine Körfezi, deniz ticaretinde yoğun olarak kullanılan bir bölge olmasından dolayı birçok güvenlik sorununa sahiptir. Bunlardan bazıları, korsan faaliyetleri, petrol kaçakçılığı, kaçak avlanma, ilaç kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı, silah kaçakçılığı olarak sıralanabilir.

Dünya petrolünün yaklaşık %10’unu Afrika kıtasından sağlanmaktadır. Kıtada üretilen petrolün yarısı Gine Körfezi’nden, diğer yarısı ise Kuzey Afrika ülkelerinden elde edilmektedir. Bölgedeki tüm büyük petrol şirketleri Gine Körfezi’nde yer almaktadır.

Gine Körfezi’nin küresel enerji arzındaki payı son 20 yılda giderek artmıştır. Afrika kıtasında ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %86’sı bu bölgede toplanmıştır. Nijerya ve Angola bölgenin en büyük hidrokarbon rezervlerine sahip ülkeleridir.

Nijerya’nın ülke gelirlerinin %80’inden fazlası, Angola’nın ise ülke gelirlerinin %80’i hidrokarbon kaynaklarından elde edilmektedir. Ayrıca körfez enerji tüketicisi olan ülkelerin enerji kaynakları ithalatında oldukça önemli bir hisseye sahiptir. Bu yüzden küresel düzeyde politika üreten güçlerin bölgeye ilgisi her geçen gün artmaktadır.

Avrupa Birliği Konseyi, 17 Mart 2014’te yayınladığı “Avrupa Birliği Gine Körfezi Strateji Belgesi”nde bölgenin Avrupa Birliği’nin petrol ithalatındaki payının %10, doğal gaz ithalatındaki payının ise %4 olduğunu belirtmiştir.

Özellikle Ukrayna kriziyle başlayan Avrupa Birliği’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığının sorgulanması Avrupa Birliği’nin ilgisini bu bölgeye çekmektedir. Avrupa Birliği 2013’te ilan ettiği Gine Körfezi’nde Kritik Deniz Yolları Programı ile bölge ülkelerine eğitim desteği vermiş ve istihbarat paylaşım ağı kurmak suretiyle bölge güvenliğine katkı sağlamayı hedeflemiştir.

Çin için bölge önemli bir tedarik sahasıdır. Çin petrol ithalatının %19’unu Gine Körfezi’nden yapmaktadır. Ayrıca Çin’in devlet destekli şirketlerinin bölgedeki hidrokarbon yataklarına
yaptığı yatırımlar, Çin’in bölge ülkeleri ile olan ikili ilişkilerini artırmaktadır.

ABD’ye baktığımızda, ABD’nin son yıllarda enerji kaynaklarında dışa bağımlılığı azaltma çabaları nedeniyle Gine Körfezi’nden yaptığı hidrokarbon ithalatı azalmıştır. Buna rağmen
ABD’nin ithalatı Basra Körfezi’nden yaptığı ithalatın neredeyse iki katıdır ve bu oran ABD petrol ithalatının %15’ine tekabül etmektedir.

ABD’nin, Chevron, Exxon Mobil gibi şirketlerinin bölgedeki hidrokarbon yataklarındaki faaliyetleri nedeniyle ABD bölgedeki istikrarın sağlanması için çaba harcamaktadır. 2012 yılında ABD öncülüğünde AB ülkeleri ve bölge ülkelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Obangame Egzersizi buna örnektir.

ABD 2006 yılından bu yana Afrika İşbirliği İstasyonu Programı çerçevesinde bölgeye eğitim ve maddi destek sağlamaktadır. Washington bölgedeki her ülkeye devriye botu temin etmiştir. Fransa bölge ülkelerine eğitim desteği sunarak Ekvator Ginesi’nde bir deniz akademisi kurmuştur.

Son olarak Türkiye’nin bölgeye ilgisi çok yenidir. Buna rağmen Türkiye, 2014 yılında Barbaros Türk Deniz Görev Grubu ile Batı Afrika’da; Senegal, Gambia, C.I, Nijerya, Togo,
Orta Afrika’da; Kamerun ve Gabon’u ziyaret etmiştir.

Gambia ve Nijerya’da güvenlik konusunda eğitim vermiş ve ülkelere insani yardımda bulunmuştur. Ayrıca ABD öncülüğünde Senegal’de başlatılan, deniz güvenliğini sağlamak üzere yapılan çalışmalardan biri olan Saharan Express Tatbikatı’nda, Türk Deniz Kuvvetleri askeri eğitim veren personeli ile katkı sağlamıştır.

“Ana Vatanda Güvende Olmak için, Denizde Güçlü Olmak, Dünyada Söz Sahibi Olmak için, Tüm Denizlerde Var Olmak” stratejisinden hareketle Türkiye'nin bu bölgelerdeki
faaliyetleri önem kazanmaktadır.

Dr. Hakan ARIDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.