Milleti aptal yerine koymaktan ne zaman vazgeçeceksiniz, bilmiyorum. 

Muhalefet sevmediğinizi biliyorum. Kalifiye insandan da hoşlanmıyorsunuz.

Yaşanan gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında bir tercih yapmanız gerektiğinde kendi doğrularınızdan başkasına inanmıyorsunuz.

Acı söyleyen dostlarınızı yanınızdan uzaklaştırdınız, farklı düşüncelere ve doğrulara tahammül edemiyorsunuz. 

Yol arkadaşlarınızı bile nereye koyacağınızı şaşırmış durumdasınız. Herkesi zan altında bıraktınız.

Sürekli yeni korkular ve kavramlar üretip sonra da bunların baskısı altında kıvranıyorsunuz. 

Adaletten, teraziniz sapalı çok oldu, sadece iki ölçütünüz var insanlar için; ya sizden ya da hain!

Akılla bağdaşmayan, gerçeklikle alakasını kesmiş düşünceler yumağı içerisinde kaybolup gidiyorsunuz. 

Şeffaf ve açık davranmıyor, her defasında aldatılmış eş gibi, muhatabınıza yeni oyunlarla sadakat testleri yapıyorsunuz. 

Yanlışları siz yapıyor, bedelini halka ödetiyorsunuz. 

Algı operasyonlarından şikâyet edip âlâsını yapıyorsunuz!

Artık hiçbir kişi, hatır, kutsala saygı duymuyorsunuz.

Bir “dış güçler” ve “üst akıl” paranoyasına kapıldınız, ülkede yanlış giden ne varsa onlara fatura ediyor işin içinden çıkıyorsunuz. 

Her işinizde alkışlanmayı ve övülmeyi bekliyorsunuz.

Şüpheciliğinizi bir tarafa bırakamıyorsunuz, neredeyse kendinize bile güveninizi kaybettiniz. 

Empati kurmaktan uzaksınız, dinlemeye bile tahammül edemiyorsunuz. 

Düzeltmek şöyle dursun, desteklemek, doğruya sevk etmek istenildiğinde etrafınıza duvar ören bir danışman güruhunuz var. Danışmanlığı değil tasdikçiliği meslek edinip ihya oldular.

Ne sizin ne partinizin ne de milletin geleceği konusunda kaygı taşımıyorlar. 

Büyük itibarla geldiğiniz iktidardan, benzeri görülmemiş itibarsızlıkla gidişinizi hazırlıyorlar.

Sadece onlar mı, milyar dolar harcayarak kurduğunuz havuz medyaları dökülüyor.

Niteliğe para vermiyorsunuz, niteliksizlerden başarı hikâyeleri bekliyorsunuz.

Kendi içinizde bile tutarlı değilsiniz.

Son söz söylenene kadar neye inanıp, nasıl politika yapacağınızın farkında bile değilsiniz.

Sürekli “Cinsel istimar yasa tasarısı” benzeri yol kazaları yaşıyorsunuz. 

Dolar 3,50 seviyesine geldi. Sebepleri herkesçe malum. Ama kimse gerçekleri dillendirsin istemiyorsunuz.

Ucu vatandaşa dokunmasa, sonunda ekonomi kriz ihtimali olmasa, tezleriniz bir hayli eğlenceli doğrusu! 

Dolar kuru için bir taraftan “dış güçlerin oyunu, dolar bozun ekonomimizi kurtarın”, diğer taraftan “dolduruşa gelmeyin, dolar bozmak FETÖ’cülerin oyunu” diyorsunuz. 

Kabine içinde ekonomiden sorumlu bakanlar arasında bile dolar konusunda ihtilaf içerisindesiniz. 

İktidarınızda alkışı hak eden çok sayıda projeye imza attınız, farkındayız, hakkınızı teslim etmemek bize, bu halka yakışmaz. Nitekim hemen her seçimde halk bunun karşılığını fazlasıyla verdi.
 
Tüm bunlardan sonra şimdi, yanlışlarınızı da artık görme zamanı gelmedi mi? 

Yanlış kararlardan dönme zamanı gelmedi mi? 

Güç zehirlenmesinden, iktidarın maraz psikolojisinden kurtulma zamanı gelmedi mi?

Zor bir dönemden geçerken daha şeffaf, paylaşımcı, ortak akılın hakim olduğu bir uzlaşma ortamında farklı fikirleri dikkate almanın, yenilenmenin zamanı gelmedi mi?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.