Doğu ve Güneydoğu’daki sessizlik size de garip gelmiyor mu?  

Bir süredir bu sessizliğe anlam vermeye çalışıyorum. 

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ve sonrasında özellikle OHAL ilan edilmesi ile birlikte terör operasyonları daha da hız kazandı. 

Diyarbakır, Hakkari, Şırnak, Siirt, Batman, Tunceli, Mardin gibi HDP’li belediyelerin olduğu illerde adeta şehir savaşları yaşandı. 

Operasyonlarda el yapımı patlayıcılar, yola döşenen mayınlar, baskınlar nedeniyle çok sayıda şehit verildi. 

Bölgede birçok yerleşim yeri boşaltıldı, bölge halkı operasyonlar bitene kadar devlet misafirhanelerine ve otellere yerleştirildi. 

Vatandaşların yaşadıkları evler çatışmalar nedeniyle harabeye döndü.

Operasyonlar tüm hızıyla sürerken bir taraftan da HDP’li belediyelere kayyum atandı.

Belediye başkanları gözaltına alındı, terör örgütüne destek vermekten tutuklandı. 

Operasyonlar sadece yerel yönetimlerle sınırlı kalmadı. 

HDP’li milletvekilleri de ifade vermeye gitmedikleri için gözaltına alınarak tutuklandı. 

Hem belediye başkanları hem de tutuklanan milletvekilleri hakkında 250 yıla varan hapis talebiyle davalar açıldı. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’nın halkı sokağa çağırarak destek bulma çabaları da sonuçsuz kaldı. 

7 Haziran seçimlerinde MHP ile aynı sayıda 80 milletvekili çıkaran HDP, yeniden gidilen 1 Kasım seçimlerinde vekil sayısını 59 düşürse de MHP’den 19 vekil fazla alarak Meclis’teki üçüncü parti olmayı başardı. 

12 ilde birinci parti oldu. Yaklaşık 5 milyon 146 bin seçmenin oyunu aldı.

Seçmenin bu kadar teveccüh gösterdiği HDP’nin belediyelerine kayyum atanırken, milletvekilleri hapse girerken “seçmenin sessizliği ve tepkisizliği” sizlerin de dikkatini çekmiyor mu?

Ne oldu da bir anda Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü ile işbirliğine rağmen siyasi tabanı bulan partiye halk sahip çıkmadı? Nereye kayboldu bu kadar destekçi?

İşte bu sorular karşısında zihnimi iki ihtimal meşgul ediyor.

Bunlardan ilki; bölgede terör operasyonları ile PKK’ya ve destekçilerine büyük darbe vuruldu ve darbe sonrası halkın üzerindeki PKK baskısı sona erdiğinden artık destek vermiyor, o yüzden meydanlara inmedi. 

Diğer ihtimal ise beni biraz daha endişeye sevk ediyor. 

O da doğuda büyük hazırlık var ve fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor. Bölge halkı daha önce OHAL ilanlarında, faili meçhuller, sert müdahaleler ve silah kullanımı gibi büyük mağduriyetler yaşadığından OHAL süresinin bitmesi bekliyorlar.

Tüm bunlar değerlendirildiğinde HDP kanadında ve bölgede ortaya 4 farklı görüş ortaya çıkıyor. Bu görüşler ise benim gibi milyonlarca vatandaşı bölgenin geleceği açısından bir hayli düşündürüyor. 

Birinci görüşe göre HDP’ye oy verenler geçmişte OHAL mağduru oldukları için yeniden aynı hataya düşmek istemiyor ve OHAL’in bitmesini bekliyor.

İkinci görüşe göre halk OHAL’de mağdur olsa da  korktuğu için değil, PKK yanlış yaptığı ve HDP’nin PKK’ya karşı tavır almadığı için tepkisini ortaya koyuyor. Seçmen davranışında değişme de söz konusu değil. Oyların AK Parti’ye kaydığı iddiası da doğru değil.

Üçüncü görüşe göre ise HDP bir Fetret Devri yaşıyor ve yeni liderini bulana kadar bir süre sessizliğini koruyacak. 

Dördüncü ihtimale göre ise PKK, Selahattin Demirtaş da dahil Türkiye’deki tüm güçlerini Suriye’ye kurban etti.  

Sonuç olarak bu dört görüş ortaya büyük bir gerçeği ortaya koyuyor. 15 Temuz darbe girişimi sonrası millet el ele vererek bir terör belasını savuşturup birlik ruhunu göstermiş olsa da Kürt Sorunu ve terör örgütü meselesi daha uzun yıllar Türk siyasetini meşgul edecek. 

Hakan GÖKSEL
dosyahaberi@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.