Selamlar!

Bir dövüş sanatları öğrencisi,  hocası olan Zen üstadına sormuş: 
"Dövüş sanatlarındaki yeteneklerimi artırmak, bana ilave kabiliyetler katması için aynı zamanda başka bir hocadan da dersler almak istiyorum. Bu konuda bana ne önerirsiniz?"
Üstad cevaplamış: "İki tane tavşanın arkasından koşan avcı, eve eli boş döner." 

Zen üstadlarının süprizli hazır cevaplılığa bakılınca Zen hikayeleriyle Nasreddin Hoca hikayeleri arasında hep bir korelasyon olduğunu düşünmeden edemiyor insan. Belki Hoca Nasreddin de gizli bir Zen üstadıydı. Kim bilir? :)

Çocukluk dönemlerinden beri -ki o yıllarda ulusal kanalların bir dönem bitmez tükenmez biçimde kung-fu filmleri yayınlamalarının da kuvvetli etkisiyle belki de- uzak doğu felsefesiyle dövüş sanatları arasında bir bağlantının olduğu ince ince zihinlerimize işlenmiştir. Ancak tezatlar içeren bu bağlantıyı görüyor da, nasıl olabildiğine tam manasıyla akıl erdiremiyor insan o yaşlarda. Yani sükunet içerisinde aydınlanma ve farkındalığın arayışında olan üstadlar, aynı zamanda ucunda ölüm kalım olan ve yöntem itibariyle şiddetten kopmayan dövüş sanatlarının içinde yaşıyorlar. 
Yumruklar, kılıçlar, bıçaklar, arınmak yolunda zihinler. İlginç aslında. Değil mi? 

Bıçaklar demişken, bu seferlik de bıçaklardan taşıyalım lafı mutfağa. Ne de olsa bıçaklı adamlardır şefler ;) 

Ne diyor kıssadaki Zen öğretisi? Tek seferde tek iş yapacaksın. Ancak o zaman verim alabilirsin. Dans eden bir kırkayaksan ve biri sana nasıl ayakların birbirine dolanmadan dans ediyorsun diye sorduğunda dansı bırakıp bunu düşünürsen, düştün. Hasmının kılıcına, sonraki hareketine, içindeki tedirginliğe zihnini kaptırırsan, öldün. Mutfakta pırasa doğrarken aklın fırındaki suflenin kabarıp kabarmadığına takılırsa, gitti parmak. 
Yani o an neredeysen, zihnin de orada olacak. Başka şeyler meşgul etmeyecek. 

Günün koşturmacası içerisinde kendimize bir CTRL+ALT+DEL yapıp Görev Yöneticisi'ne tıklasak on tane tilkinin aynı anda dolanıyor olduğunu görüyoruz genelde. Ve asıl yoran da bu oluyor. Üstelik on tilkinin onunun da hakkını veremiyoruz.

Mutfak işleri ise tam olarak anlık işler. Yani bir şeyler ters gittiğinde montajda atma fırsatı yok. "Un-do" zor. Sonuç o an elinizde. Yani iyi sonuç alabilmek için o an tümüyle orada olmak haricinde yapabileceğiniz daha iyi bir şey yok. Bunun sevgiyle yapılan yemeğin hep en iyisi olduğu ile bir ilişkisi var muhakkak. Çünkü bir şeyi ancak sevgiyle yaptığınızda tüm dikkatinizi onda odaklayabilirsiniz tam anlamıyla. 
Yani iyi sonuç tüm dikkati vermek ve orada olmaktan geçiyor. Tersten gidilince de şu var aslında: tüm dikkatinizi verdiğiniz bir şeyle ilgilenirken, yani tüm zihninizle o işle meşgulken adeta zaman duruyor ve o işten müthiş keyif alıyorsunuz. Zihniniz tek bir şeyle ilgili ve eylem içindeyse, düşünce yok, zaman da yok, geçmiş de gelecek de. Tebrikler, nirvanaya hoşgeldiniz :) Böyle bakınca neden bıçakların, kılıçların nirvanaya bu kadar yakın olduğunu anlamak zor değil, öyle değil mi? :) Anda kalma egzersizleri için en şakasız aletler ne de olsa.

O halde bu akşam ne yapıyorsunuz? Hemen gidip biraz pırasa doğruyorsunuz. Aman dikkat, parmak uçları içeride ve baş parmak geride olsun. Kesme tahtanızın altına da bir havlu koymayı unutmayın ki kaymasın. Bıçağınızla haşır huşur doğradıkça zihniniz boşalacak ve dert edecek hiçbir şey kalmayacak. 
Yalnızca pırasa ve siz. 
Başka hiçbir şey yok. 
Zen. 
Bu. 
;)

Efendim hikayenin başındaki Zen hocasını hatırlayarak bu vesile ile yeni haftamızın içinde yer alan 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne sevgi ve saygı dolu bir selam ediyor, öğretmenlerimizi kucaklıyor ve kutluyoruz. 
Her daim öğrenmeyi öğretmeye azimle devam edebilmeleri dileğiyle.

Gelelim yeni haftanın menüsüne:

- Haftaya mantı ile başlıyoruz. Tamamı el emeği göz nuru. Nasıl kıyıp da yiyeceksiniz bilmek mümkün değil. Tam mevsiminde olduğumuz bal kabağı çorbası ile yapacağımız başlangıcın hemen ardından. Laf aramızda balkabağına muskat da çok yakışır, biz de koyduk. (Muskatın afrodizyak bir etkisi olduğu söylenir, bu da dipnot. Goodbye pazartesi sendromu ;)) Yanında da zeytinyağlı pırasa var. Mevsim salatası ile tamamlıyoruz. Yaban mersini vinegret ile harika olacak.

- Salı günü Marmara yöresinin çok renkli bir çorbası olan Muradiye Çorbası ile başlıyoruz. Tavuk suyuna ve tavuk etli bir sebze çorbası. Devamında portakallı fırın tavuk geliyor. Beşamel sosu altına girmiş durumda. (İnsanın soğuklar arttığında beşamel sosu altına giresi geliyor bazen.) Yanında kekikli ve biberiyeli fırın patates en uyumlu yardımcı oyuncu olarak tabağınızda olacak.

- Hafta ortası körili karnıbahar çorbası ile damaktan mideye kadifeden bir halı sererek başlıyoruz menüye. Yumuşacık oluyor. Başrolde patlıcan kebabı. Yanında ise yine el yapımı erişte. Tereyağlı, lor peynirli ve cevizli. Nar ekşili gavurdağı ile tamamlıyoruz. Müthiş bir Anadolu mutfağı günü.

- Perşembe günü 24 Kasım Öğretmenler günü. Biz de öğretmen şeflerimize bir selam duralım ve özel bir menü hazırlayalım istedik. Pırasalı patates çorbası ile başlıyoruz. Mevsiminde ve ipek gibi bir çorba Vichyssoise. Devamında milföyden minik güveçler içerisine oturtacağımız rezeneli deniz ürünleri yahnisi olacak. Midye, karides, uskumru ve yengeç eti ile hazırlayacağız. Yanında ise zeytinyağlı havuçlu ıspanak hafif ve deniz ürünlerine uyumlu zeytinyağlımız olarak tabağınızda yer alacak.

- Haftayı vejetaryen bitirmek adetten oldu Rolla'da. Yine mevsiminde olduğumuz yer elması ile kremalı ve vanilyalı bir çorba ile başlıyor olacağız. Devamında ise bol sebzeli ve zeytinyağlı, hellim peynirli bir Akdeniz tava olacak. Mevsiminde olduğumuz ve mutfağın yakut taşları gibi parıl parıl parlayan narlı bir tabbule yapacağız yanına. 

İşte haftanın menüsü dostlar: 


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.