Bu yaşımda iki tarihi ana şahit oldum olduğum için kendini şanslı sayıyorum. Biri için bile bir ömür yetmeyebilirdi. 
Şükürler olsun ikisini bir arada yaşadım. 

Yaşananlardan ilki için içimde derin kaygılar taşırken diğerini yaşarken derin coşkular içindeydim.

Ama her ikisi için de ortak duygum gururdu.

Tahmin de edeceğiniz gibi o tarihi anlardan ilki 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesiydi. 

Bir milletin kaderiyle oynayan ve devletin en güvenilir kurumlardan birine, din istismarı ile sızmış adına asker demeye imtina ettiğim birkaç soysuz, vatansız, terörist yapılanmanın milletin iradesi üzerindeki hadsiz girişimiydi.

O gün sonunda ne olduğunu bilerek ve her türlü tehlikeyi göze alarak ilçe merkezine, meydanlara akın eden milyonlar gibi tanklara meydan okumaya indim. 

Tarihi bir ana şahit olduğumun farkındaydım. 

Bilmediğim ise eve tek parça ya da sağ sağlim dönüp dönmeyeceğimdi. 

Benzerlerini farklı kişilerden belki de defalarca duyduğunuz bir diyalog da ben ve annem arasında yaşandı. Aradı nerede ve ne yaptığımı sordu, merak etmişti. 

Ben de meydanlara ineceğimi söylediğimde; “Kendine dikkat et“ dedi. 

Evinde kös kös oturup yaşananları ekran izlemek bana; “Hayır gitme, evinde otur” demek de  anneme yakışmazdı. 

Ben de güvenlik endişesi duyarak evimde oturamazdım. 

Annem biliyordu ki vatansız kalmak evlatsız kalmak gibidir.

Ben de biliyordum ki vatansızsan anan babanın da kıymeti yoktur. 

Kendimi sokağa attım. Üsküdar merkezine kadar indim.

Gazetecilik mesleği refleksi olarak sosyal ağların anında canlı yayın yapma özelliğini kullanarak yaşananları yayınladım.  
15 Temmuz gecesi iki tatmin duygusunu bir arada yaşıyordum. 

Birincisi fert olarak da milletin bir parçası olarak da irademin üzerinde iradem olamayacağını anlatmaya, darbelere kendimi siper etmeye iniyordum. 

İkincisi bir gazeteci olarak (işsiz bile olsam mesleksiz değildim) tarihi bir ana şahit oluyordum, haberini yapmadan duramazdım.

Neyse ki o gece dinlisi, ateisti, Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü, Çerkezi, İazı, Ermenisi, Rumu, sağcısı, solcusu hep birlikte aynı şeyi düşünmüştü:

Eğer vatan yoksa, özgürlük yoksa, din de millet de devlet de olmaz!

Şükürler olsun o gece kıymeti uzun yıllar takdir edilecek bir zafer kazandık. Bizden sonraki nesillerin yüzüne bakabilecek itibarı sağladık. 

O gece bu millet o kadar cesur davrandı ki herbiri neden diğeri kadar kahraman olamadığına hayıflanıp, üzüldü ve kıskandı. 

Daha söylenecek çok şey var onu da başka yazılarda dillendiririz.

Gelilim ikinci tarihi olaya.. 

Şu kısa ömrümde şahit olduğum ikinci tarihi olay da Yenikapı’da düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi’dir. 

Yenikapı, 15 Temmuz gecesi Darbe Girişimini canını vererek, kolunu bacağını feda ederek savuşturan milletin, kendi gücü, iradesi, cesareti, feraseti üzerinde hiçbir vesayeti kabul etmediğinin dünyaya ilan etmesidir. 

Milletin 15 Temmuz gecesi kazandığı zaferin sevinç ve gurur gösterisidir.  

Anlamı sadece bununla sınırlı değil. 15 Temmuz’da filizlenen 7 Ağustos’ta taçlanan birlik beraberliğin ilanıdır. 

Türk siyasetinde ve Türkiye tarihinde bir ilktir. 

Tüm siyasi ve toplumsal kesimlerin menfaatlerini bir tarafa bırakıp, birlik için beraberlik ve demokrasi için tek yürek olmasıdır. 

İkisinde de bulunduğum ve tarihi ana şahit olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. 

7 Ağustos günü bir de burukluk kaldı içimde ama o da bana kalsın. 

Allah 7 Ağustos’ta olduğu gibi  bu milletin beraberliğini ve toplumsal zenginliğini daim kılsın, ve 15 Temmuz’daki gibi milletiyle, devletiyle hepimizi derinden yaralayan darbe girişimlerini yaşatmasın.!  

Hakan GÖKSEL
hakangoksel@dosyahaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.