HAKAN GÖKSEL
HAKAN GÖKSEL
08 Mayıs 2022 Pazar 23:25
Avrupalı aydınlar Ukrayna krizi hakkında ne düşünüyor?

Almanya Başbakanı Olaf Scholz 1 Mayıs yürüyüşlerinde kitlelere Ukrayna’ya destek çağrısında bulunduğunda öfkeli bir kalabalıkla karşılaştı.

Scholz kendisine pankartları ve sloganlarıyla “savaş kışkırtıcısı” ve “yalancı” diyenlere öfkeyle tekrar seslenirken Almanya’nın Ukrayna’ya neden daha çok silah yollaması gerektiğini şu sözlerle savundu: “Bütün pasifizme ve her pozisyona saygı duyuyorum. Ancak Putin'in saldırganlığına karşı kendilerini silahlar olmadan savunmaları söylendiğinde, Ukrayna vatandaşları bunu alay etme olarak göreceklerdir.”

Scholz, aslında Avrupalı aydınları ikilemde bırakan temel sorunu dile getiriyordu. Öyle ki geçtiğimiz günlerde Alman aydın çevresi art arda hem silah yollanmaması hem de silah yollanması doğrultusunda açık mektuplar kaleme almışlardı.

İki ayrı mektup

İçerisinde feminist yazar Alice Schwarzer ve Yeşiller partisinden Antje Vollmer ile birlikte farklı akademisyen, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu 26 kişinin imzaladığı mektupta savaşın Avrupa'ya yayılması ve Üçüncü Dünya Savaşı'na dönüşmesi riskine işaret edilmiş, yayımlandığı günden itibaren kamuoyunda büyük ilgi görmüştü.

Mektupta, Putin'e koz verilmemesi için doğrudan veya dolaylı olarak Ukrayna'ya ağır silah gönderilmemesi talep edilmiş ve Scholz'a “en kısa sürede ateşkes ve her iki tarafın da kabul edeceği bir uzlaşma için her türlü çabanın gösterilmesi" çağrısı yapılmıştı.

Haftalık Die Zeit gazetesinde 5 Mayıs tarihinde yayımlanan mektupta ise yine Yeşiller partisinden Ralf Fücks, Axel Springer Yayınevi’nin yönetim kurulu başkanı Mathias Döpfner, Nobel ödüllü yazar Hertha Müller, gazeteci Deniz Yücel, piyanist Igor Levit ve eski Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger’in olduğu 57 kişinin imzaları bulunuyor.

Mektupta Scholz'a, “silah sevkiyatı kararının hızla hayata geçirilmesi" çağrısı yapılıyor. Savunma ve saldırı amaçlı silahlar arasında fark olmadığı, Rusya'nın bu savaşta başarıya ulaşmasının engellenmesinin Almanya'nın çıkarına olduğu vurgulanıyor.

Avrupalı 'aydınların' Avrupa’yı doğrudan etkileyen savaşa verdiği tepki savaşı kimin başlattığı, taraflar için “haklı” olup olmadığı, nasıl sonlanabileceği, ilhakçılığın ya da NATO’nun etkisini artırmasının hangi yolla önlenebileceği seçenekleri üzerinden şekilleniyor. Savaşın büyümesi, bir dünya savaşına ya da nükleer hesaplaşmaya evrilmesi riskleri de Avrupalı aydınların temel hareket noktalarını oluşturuyor.

Habermas ve Žižek...

Alman düşünür Jurgen Habermas Süddeutsche Zeitung’a yazdığı makalede “Ukrayna’nın savaşı kaybetmemesi”ni temel gereklilik olarak ortaya koyuyor. Soğuk Savaş derslerinden hareket eden Batılı devletlerin bir yandan bir nükleer güce karşı savaş kazanamayacağından ama diğer yandan Putin’e sınır koyması gerekliliğinden ötürü Batılı devletlerin içinde bulunduğu durumu bir ikilem olarak tarif ediyor.  

Habermas, silah yollamaya devam edildikçe Putin’in Batılı devletleri “savaş partisi” olarak kodlamasının kolaylaştığını, öte yandan bu belirsiz durumun riskli hamleler için alan bırakmadığını, son derece dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.

Sloven düşünür Žižek Project Syndicate’e yazdığı makalede dünyanın bir anlamda vekiller üzerinden yürüyen bir üçüncü dünya savaşında olduğunu ve soyut barış çağrılarının yetmeyeceğini belirtiyor. “Kime güvenebiliriz?” sorusunu sorduktan sonra sanatçı ve düşünürlerin savaşın yolunu da açabileceğini, “reelpolitik”in ise mevcut durumu rasyonalize etmeye yaradığını ve bir fayda sağlayamayacağını dile getiriyor. 

Žižek, Batıdaki bazı “solcular”ın Putin’i bu karara iten sebebin ardında NATO’nun genişlemesinin ve Rusya’nın etrafında renkli devrimleri tetikleme politikasının yattığını düşündüğünü ama bunun gerçeğin sadece bir kısmı olabileceğini belirtiyor. Žižek, sadece bunu söylemenin Versay Anlaşması’nın haksız koşullarını suçlayan Hitler ile eşit anlama geldiğini ekliyor.

Žižek, Rusya’nın Donetsk ve Lugansk bölgeleri üzerinden ileri sürdüğü yardım gerekçelerinin benzerlerinin Latin Amerika, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ABD’nin başını çektiği müdahalelerde de karşımıza çıkmış olduğunu, buradan çıkış için taraflara yaslanmayan bir üçüncü yolun bulunması ve bunun küresel çapta olması gerektiği belirtiyor.

'Bütün askeri ittifaklarının sonlandığı bir dünya'

İngiliz yazar ve TV programcısı ve Corbyn’in destekçilerinden Paul Mason ise NATO saldırganlığını ön plana çıkararak Putin’in tarafında olanları “Stalinistler” olarak kodluyor. Ukrayna’nın savaşının meşru olduğunu, savaşın “emperyalistler arası” özelliğinin ikincil önem teşkil ettiğini, “ya oturup Lenin’den alıntılar yapılabileceğini ya da taraf tutulabileceğini” dile getiriyor. 

Mason’a göre taraf tutmak NATO ya da Rusya arasındaki savaşta avukatlık yapmak anlamına değil, Avrupa Solu ve sosyal demokrasisinin Ukrayna’ya silah yardımı ve yaptırımlar konusunda Avrupa Parlamentosu’nda oy kullanmaları anlamına geliyor. Mason’ın NATO ve NATO’yla yakın ülkelerde yaşayanlar için önerisi ise NATO’nun sadece savunma amaçlı bir örgüte dönüştürülmesi ve sınırlandırılması için mücadele yürütmek.

Corbyn’in oldukça ılımlı denilebilecek NATO eleştirisi ise İngiltere’de büyük tepki toplamıştı. Corbyn, “bütün askeri ittifaklarının sonlandığı bir dünya”dan bahsetmiş ama “Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi için NATO’yu suçlamıyorum” da demişti.

Avrupa bahsi geçen ikilemlerden kurtulamadıkça ve savaş uzadıkça NATO’ya dair yorumların çeşitlenebileceği söylenebilir. NATO ve Rusya eksenindeki taraflaşma açısından savaşı kimin başlattığı, taraflar için “haklı” olup olmadığı, nasıl sonlanabileceği tartışmaları yerini dünya savaşı, nükleer savaş ve hatta “NATO’nun güç kaybetmesi için NATO’nun galip gelmesi” teorilerine bırakıyor.

Rusya’nın Ukrayna’daki direnişi kırdığı koşullarda NATO’nun güç kaybetmesi, silah yığınağının azalması ve NATO’nun dağıtılması gibi hedeflerin imkansızlaşacağı bu kapsamda dile getirilen tezler arasında bulunuyor. (solhaber)

Dosya Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.