Bir ölüme alışmak gibi / geçecek birbirimize olan sevgimiz
Ataol Behramoğlu
 
Bu uzlaşmaz iki kalp bizim / yaralarını yarıştıran
Teoman
 
Her içinde narsisistik uzantıların bulunduğu, narsisizm kuramının öngördüğü temel varsayımdır. Başta, bebeğin tüm yaşam enerjisini kendi bedenine yatırması, gelişimi için ön koşuldur. Kendini severek, kendi içinden geçip de bir başkasına ulaşabilir ancak.

Narsisizm, sevme kapasitesinin yokluğundan filizlenir. Kendi var oluşuna sahip çıkamayan, ruhuna ayna tutamayan narsisistin anlaşılmaya değer gerekçeleri vardır doğrusu. Dünyanın ilk temsilcisi olan anne ile kurduğu / kuramadığı bağ, onun ihtiyaç anı gelip çattığında öteki tarafından yutulma korkusu yaşamasına sebep olmuştur.

Muhtaç olduğunda insafına kaldığı kişi sevgi vermemek bir yana, bebeğin kendi içinden kopup gelen sevgisini de suiistimal etmiştir. Sevgisi değersizleştirilen özne için bundan sonra öteki ile kuracağı dünyaların kapsamı sınırlı tutulmalıdır. Öteki tarafından değersizliği yüzüne vurulmadan, öteki değersizleştirilmelidir. Diğeri ile olan ilişkisi, yetersizlik yarası kaşınıp kanamadan, terk edilmelidir.

Narsisistik bireyler, genellikle doğuştan göze çarpan vasıflar taşırlar. Ya çok güzel, akıllı ya da dikkatleri üzerlerine çekebilecek başkaca meziyetlere sahip olmaları olasıdır. Derinden temaşa ettikleri değersizliği baskılamak adına büyüklenmeci benlik imdada koşacaktır.

Büyüklenmeci benlik, aslında her birimizin dünyadaki varoluşsal yabancılığımızı telafi etmek adına zaman zaman sığındığımız bir nevi savunmadır. Yetersizlik çıkmaz sokak gibi karşımıza dikildiğinde, ufak çaplı bir tanrısallık iddiasıyla yalancı hâkimiyetin, tümgüçlü olmanın güvenliğini hissetme çabasıdır.

Becker’in tabiri ile: ‘’Büyüklenmeci narsisistik fanteziler bir bakıma bizi klinik delilikten koruyan kısmî bir delilik biçimidir.’’ Ancak narsisistin egosu, benliğin gereksinimlerini karşılamak adına gerekli yetkinliğe erişemediğinden, omnipotant fanteziler adeta üzerine yapışmıştır.

Yıllar içinde sivrilterek yaşadıkları, yükselterek konuştukları hayranlık uyandıran benlikleri, benzer yazgıya gark olan diğer narsisistin dikkatini çekecektir. Kernberg’e göre narsisistik kişilik bozukluğu tiplerden yalnızca biridir. Narsisizmin konumlandığı bu spektrumda nevrozlar, bozulmanın hafif halidir.

Narsisistik kişilik bozukluğunun tanısal anlamda kişiye yerleşmesinden önceki evrede, kişi patolojik bir nesneyi içselleştirir ve ‘’kendisini yansıttığını düşündüğü’’ bir nesneyle ilişkiye girer. Hikâyemiz, bozulmanın bu aşamasındaki, sevmeye yeteneksiz iki narsisistin kıvrandıran hikâyesidir.

Kıvrandıran çünkü sevilmek bile haz ve tatmin yaratmayacaktır. Aksine, bilinçdışı düzeyde, muhatabının yapay benliğine tamah ettiğinin farkında olması agresyon doğuracaktır. Ötekinin gözüne girmek, kendini ifade etmenin önüne geçmiştir ne yazık ki.

Birbirleri için çekim merkezi yaratmalarının asıl gerekçesi, birbirleri gibi olmalarıdır. Özne, öteki için hayranlık uyandıran bir nesneyken; karşısında gördüğü ‘’kendi nesnesi’’ de hayranlık uyandıran benliğinin başka vücutta dile gelmiş halidir. Narcissus’un talihsizliği sudaki yansımasına tutulmasıydı. Şu sözlerle çaresizliğini anlatma gayretindeydi:

...Anlıyorum o benim, aldatmıyor beni artık hayalim
Tutuşturan da ben, tutuşan da, kendime olan sevgimle yanıyorum
Ne yapayım? İsteneyim mi, isteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık?
Beni yoksul ediyor varlığım; arzuladığım benliğimle
Ayrılabilsem vücudumdan; garip bir dilek seven için ama
Sevdiğim uzak olsa keşke! - Hamilton
 
Vuslatını imkânsız kılan, bedensiz olana duyduğu tutkuydu. Bizim hikâyemizde,  benzer şekilde, narsisistin kapıldığı ötekinde vücut bulan kendisidir. Belki arzu ettiğine dokunabilecektir bu kez ama ardı sıra yaşanacak yıkım Narcissus’un kaderine ortakçı edecektir onları, yazık ki.

Hayranlık uyandıran vasıfların mahiyeti aşikâr olduğunda, ötekine duyulan ilginin kaybolması beklenen sondur. Karşısındakinde gördüğü zayıflıklar, son tahlilde bilinçaltı düzeyde kendisine aittir. Ve kendi ayıplarını, gizlerini, hayranlık yaratacak ölçüde yeniden forma sokmuş olsa dahi aynadaki yansımadan tüm bu yara izlerini görmek kırılmaya yol açacaktır.

Mahan Doğrusöz, narsisistin ilgi toplayan, beğeni yaratan özelliklerini bir aynadan seyretmesine, o aynanın narsisistik bireyin partneri olduğuna ve ne zaman ki partner tüm bu ‘’harikalıkları’’ olması gerektiği oranda yansıtmazsa işte o an kırılma cereyan edeceğine dikkat çeker.

Tabi, burada işleyen dinamik narsisizmin mitolojisinde bahsi geçen Narcissus ve Ekho’nunkinden başkacadır. İki narsisistik kişiliğin birlikteliğinde, birbirlerine tuttukları ve kendilerini görmeyi umdukları aynaların yansıttığı görüntüler sonsuz kırılmaya girerek umulan görüntüyü oluşturmaz. Doğan hayalkırılığı, her ikisini de derinden sarsacaktır.

Çünkü artık kendisini doğrulayan, egosuna hizmet eden gölge yok olmuş, gölgenin ardındaki giz ortaya çıkmıştır. Benlikteki kırılma kaçınılmazdır. Narsisistik kırılma öfkeyi tetikler. Öfke ise tolere edilemeyen bir duygudur.

,Bu nedenle öfke, muhataba duyulan ilginin kaybolması yönünde kullanır enerjisini. İlginin ilgisizliğe değil hasede dönüşmesi ise dürtünün çift kutuplu doğasındandır. Öfke her ne kadar nesneye yönelmiş olsa da, duyduğu hınç, içinden çıkıp da terk edemeyeceği kendi benliğinedir.

Benzer beklenti – hayalkırılığı - narsisistik kırılma – öfke - kaçınma döngüsünün, zamanlama itibariyle partnerler arasında birbirini takip eden vakitlerde seyretmesi, karşılıklı duyulan hayranlığın yerini boşluğa bırakmasına yol açar. 

Tanışmak, daha iyi tanıma isteğini yok eder. Sonsuz bir kuyuya, sonsuza kadar beraber yuvarlanarak ödenecektir bedel… Bir başkasına, derme çatma iç dünyasını sansürsüzce açmanın bedeli.  Narsisistik kırılma ile sakatlanan ilişkinin telafi edilemeyişinin sebebi, narsisistin bu yaralanmadan sonra kendisini başkasının insafına bırakacak kadar cesaret taşımamasıdır. Korkak demiyorum ama cesur da sayılmaz..

kubranuruzun@dosyahaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.